18 octobre 2021

Fransa'da Yaşam

La Vie en France (aylık fransızca ve türkçe gazete)

Soru ve Cevap : Fransa’da Eğitim sisteminde son durum.

Foto : AFP

İçinden geçtiğimiz koronavirüs kriz günlük yaşantıları alt üst etti. Günlük yüzlerce yeni ölümler haberinin yanı sıra 3 milyondan fazla insan işsiz oldu, milyonlarca emekçi ise uzaktan internet üzerinden çalışmak zorunda. 12 milyondan fazla öğrenci ise 17 Mart’tan bu yana evde ders çalışma çabası gösteriyor. Bir bütün olarak eğitim sisteminde yaşanan sorunları Paris banliyösünde bir lisede öğretmen olan Deniz Uztopal’la konuştuk. Merak ettiğiniz konulara dair sorularınızı gazetemize gönderirseniz cevaplar sunmaya devam ederiz.

✉️ fransadayasam@gmail.com

Fransa’da Yaşam : 16 Mart’tan bu yana ilk okul, orta okul, lise ve üniversiteler kapalı. Evden çıkma yasağına rağmen Öğretmenler 12 milyon öğrenci için evden çalışmaya devam ediyorlar. Bu süreç nasıl organize edildi? Bakanlığın verdiği talimatlar yeterince anlaşılır mıydı? Öğretmenler öğrencileriyle irtibatı nasıl sağladılar, gençlerin ders çalışması sağlanabildi mi?

Deniz Uztopal : 13 Mart Perşembe günü Macron’un ulusa sesleneceği belirtildiğinde önemli anonsların olabileceği tahmin ediliyordu fakat okulların 16 Mart pazartesinden itibaren kapanacağının ilan edilmesi aslında beklenilmiyordu. Zira ondan birkaç gün önce Eğitim Bakanı Jean-Michel Blanquer kesinlikle okulların kapanmayacağını açıklamıştı. Ondan sonra hükümet sözcüsü Sibeth Ndiaye aynı şeyleri defalarca tekrarlamıştı. Hatta Macron’un konuşmasından bir gün önce Eğitim bakanı ve Sağlık bakanı Olivier Véran bir ana okulu ziyaret etmiş ve okullarda her şeyin iyi gittiği ve okulların kapanmayacağı mesajını vermişti. Bunları hatırlatmak önemli, zira Macron’un okulları kapatma kararı epidemiye karşı alınan yerinde bir karardır fakat ne Eğitim bakanlığı nede eğitim sistemi buna hiç hazır değildi. 14 Mart Cuma günü Blanquer eğitim bakanlığının hazır olduğunu ve öğretmen ve öğrencilerin evden çalışacağına ilan etti fakat bunun gerçekleşebilmesi için hiçbir hazırlık yapılmamıştı. Örneğin Pazartesi uzaktan ders çalışma zamanı geldiğinde okullarda öğretmen ve öğrencilerin kullandığı ENT (Espace numérique du travail) neredeyse çökme aşamasına geldi. Birden milyonlarca insan internet üzerinden bağlandığında ENT’nin servörleri bunu kaldıramadı. İlk bir hafta öğretmenlerin öğrencilerle irtibatı çok sınırlı oldu. Eğitim bakanlığının ne kadar hazır olduğu ortaya çıkmış oldu.

F.Y : Peki uzaktan eğitim öğrenciler arasında eşitsizliği daha da derinleştirmez mi? Örneğin herkesin bilgisayarı yok, her çocuğun evinde dil bilen ve çocuğuna yardım edebilecek bir kişi yok?

D.U : Evet bu durum zaten önceden de var olan öğrenciler arasında ki eşitsizliğe ışık tuttu. İşaret ettiğiniz eşitsizlik eskiden de var olan bir durumdu fakat okullar açık olduğunda, bu durumda olan öğrenciler tespit edilebiliyor ve en azından bir kısmına farklı ek yardımlar da bulunula biliniyordu. Okulların kapanması tüm bu yardımları kesti, öğrenciler ve aileleri tek başlarına bırakıldılar. Kuşkusuz birçok öğretmen her hafta bilgisayar üzerinden görüntülü görüşmelerde bulunuyor, ya da ailelerle sürekli telefonlaşıyor ve ellerinden geldiği kadar onlara yardım etmeye çalışıyor, fakat herkesin de bildiği gibi öğretmenlik bir meslek ve uzaktan ve bilgisayar üzerinden bir saatlik bir ders anlatmak kesinlikle yeterli değil. Ama söz konusu eşitsizlik bundan da ötede. Evde dil bilen ve yardımcı olabilecek birisinin olmaması, yani göçmen kökenli aileler, ya da küçük bir evde kalan, ders çalışabilmek için ayrı ve sessiz bir odaya çekilme şansı olmayan, bilgisayarı olmayan ya da evde iki bazen üç öğrencinin ortak kullanması gereken sadece bir bilgisayarı olanlar, interneti olmayan ya da kırsal bölgelerde olduğu gibi interneti çekmeyen, evde yazıcısı ya da mürekkep boyası olmayan vs… öğrenciler bu durumdan en fazla zarar görenler oldu. Bu sorunlar üst üste biriktiğinde, ki bununla sık sık karşılaşıyoruz, öğrencinin durumu daha da ağırlaşıyor. Yanı bu durumdan en fazla olumsuz etkilenenler emekçi ve göçmen kökenli ailelerin çocukları oldu.  

F.Y : Peki bu durum daha ne kadar sürecek? Buna dair bir açıklama var mı? 

D.U : Eğitim Bakanı Jean-Michel Blanquer bu sürecin sürekli dışında kaldı. Otoriter bir kişiliğiyle bilinen bir bakan ve öylesi olan tüm kişiler gibi sürekli kesin sözlerle konuştu ama kısa süre sonra kendi söylediklerini hayat yalanladı. Örneğin okullar kesinlikle kapanmayacak dedi ve okullar kapandı, evden çalışmaya hazırız dedi ve bunun böyle olmadığını herkes gördü, daha kısa bir süre öncesine kadar okulların 5 Mayıs’ta açılacağını ilan ediyordu, bugün daha yuvarlak konuşarak okulların açılma tarihini epidemiye karşı mücadelenin belirleyeceğini belirtiyor. Bugün okulların ne zaman açılacağını hiç kimse bilmiyor. Zira evden çıkma yasağının ne zaman kalkacağını ve daha da önemlisi nasıl kalkacağını kimse bilemiyor. Örneğin herkese birden mi kalkacak, ya da kimilerinin belirttiği gibi bölge bölge, ve yaş gruplarına göre mi olacak? İşte bu sorulara cevap verilemediği sürece okulların açılması mümkün değil. Yani 5 Mayıs’ta okulların açılması şimdilik imkânsız gibi görünüyor. Fakat resmi okul tarihleri bittikten sonra evde okul sistemi tekrar yürürlüğe girecek, yani yukarıda belirttiğimiz eşitsizlik sorunu yeniden devam edecek. Bu sürecin bir an önce bitmesi bu eşitsizliklerin daha da derinleşmemesi, geleceğe yönelik, öğrencilerin eğitimlerine dair kalıcı olumsuzluklar bırakmaması açısından önemli. 

F.Y : Tam da bu konuda Eğitim Bakanı Jean-Michel Blanquer gecen cuma günü yıl sonu sınavlarının hemen hemen tümünün yıl içinde alınan notlarla hesaplanacağını açıkladı. Bu konuyu okurlarımız açısından açıklar mısınız?

D.U : Evet cuma günü bakanının yaptığı açıklama gecikmiş bir açıklama oldu. Haftalardır beklenen bir açıklamaydı zira haziran ayında diploma sınavları olan öğrenciler büyük bir stres içinde evde tek başlarına sınavlarını hazırlamaya çalışıyorlardı, fakat Blanquer okulların bir an önce açılacağını düşündüğünden bu kararı vermek istemiyordu. Nihayetinde karar verildi. Bunları özetlemek gerekirse, lise son sınıfta (Terminale) olan liseyi bitirme ve üniversiteye girme sınavı olan Bac sınavı haziran ayında eskisi gibi olmayacak. Bunun yerine sınavdan geçmesi gerektiği derslerin (Felsefe, Tarih, Matematik vs…) yıl boyunca öğrencinin aldıkları üç aylık dönemlerin (trimestre) not ortalamaları dikkate alınacak. Tarih dersinden örnek vermek gerekirse: ilk trimestre ortalaması 12, ikinci dönem 11 ve eğer olursa üçüncü dönem 10 ise öğrencinin yıllık ortalaması 11’dir. Yani bu dersini vermiş sayılacak. Diğer Bac sınavında geçmesi gereken dersleri de aynı şekilde hesaplanacak ve sonuçta tüm derslerden yıllık notu 10’un üzerinde ise öğrenci Bac’ını almış sayılacak. Eğer okullar açılmazsa sadece ilk iki trimestre hesaba katılacak, fakat eğer okullar açılırsa ise öğrencilerin 4 Temmuz’a kadar okullara kesintisiz gelmeleri, düzenli çalışmaları önemli kriterlerden birisi olarak sayılacak. Lise ikinci yılda (Première) olan öğrenciler ise yıl sonunda Fransızca sözlü ve EC3 diye adlandırılan sınavdan geçeceklerdi. Bunlar için bakanın verdiği karar ise söyle. Fransızca sözlü Temmuz ayında yapılacak, bunun nasıl yapılacağına dair şimdilik bir bilgimiz yok. Fakat E3C sınavı iptal edildi. Bunun yerine ocak/şubat ayında yapılan birinci E3C ile gelecek yıl lise son sınıfta (Terminal) yapılacak üçüncü E3C’nin notları alınacak ikisi üzerinden bir ortalama yapılacak. Örneğin birinci E3C’de 11, üçüncüsünde ise 13 alırsa, haziran da olması gereken ve iptal edilen ikinci E3C notu 12 olarak sayılacak. Bu yıl Bac’ını küçük bir payla alamayan öğrenciler ise yedek sınavlara (rattrapages) girebilecek.

Birçok öğrenci Bac’ın böyle olmasından memnun kaldı fakat sınavın ulusal niteliğinin yok edilmesi aslında diplomanın niteliğini ve dolayısıyla değerini düşürmüş olacak. Öğrencinin alacağı Bac lisede aldığı ders ve buna bağlı olarak da notlarla mümkün olacak fakat liselerde verilen eğitiminin seviyesi aynı olmadığından ülkenin en prestijli liselerinden birisi olan Henri IV lisesinde alınan diploma ile örneğin 93 bölgesindeki bir lisenin diploma değeri aynı olmaya bilir. Bakan bunu yıllardır yapmak istiyordu, is yasasında aldıkları anti demokratik önlemler gibi koronavirüsü fırsata çevirip bunu yaptılar.

Laisser un commentaire

Votre adresse e-mail ne sera pas publiée. Les champs obligatoires sont indiqués avec *