18 octobre 2021

Fransa'da Yaşam

La Vie en France (aylık fransızca ve türkçe gazete)

Okullar salgının yeniden arttığı koşullarda açılıyor

Nihat Polat 

1 Eylül’den itibaren 12 buçuk milyon öğrenci ve 800 bin öğretmen için okullar açılacak. Fakat virüsün Ağustos’un ortasından itibaren yükselmeye başlaması kaygıları da beraberinde getirdi. Uzmanlar aylardır virüsten korunmak için fiziksel mesafenin korunması, ellerin sürekli temiz tutulması ve maske takılması gerektiğini tekrar edip duruyorlar. Yüzlerce, bazen binlerce öğrencinin tüm gün bir arada olduğu, çoğu zaman kalabalık sınıflarda bu korunma yöntemleri nasıl uygulanacak? Elbette bu soruya kesin ve nihai bir cevap verilmesi beklenmemelidir. Fakat hükümetin tüm öğrencilere maske dağıtmayı ret etmesi bile aslında eğiliminin ne olduğunu anlama açısından önemli bir göstergedir. Milli Eğitim bakanı Jean-Michel Blanaquer ‘’mümkün olan en normal bir okul açılışından’’ bahsediyor , fakat normal olmayan koşullarda ‘’normal’’ bir yeni okul sezonu olabilir mi? 

Okulların açılışı olağanüstü önlemleri gerektiriyor 

Bakanlığın okullar için sağlık protokolü Temmuz ayında salgının en düşük olduğu bir dönemde yayınlandı. Bu protokol tüm öğrencilerin sınıflara dönmesi için hazırlanmış ve fiziksel mesafeyi ortadan kaldırıyor. Zira ortalama 50 metre karelik sınıflara 30’dan fazla öğrenciyi sığdırabilmek onlara göre ancak bu şekilde mümkündü.  Öğrenciler tüm gün maske takacaklar ve ellerini temiz tutmaya davet edilerek virüsten korunacaklar. Protokole göre olası bir virüs artışında Vali, bölge rektörü ve Bölge Sağlık Müdürlüğü (ARS) sınıfın, okulun ya da birbirine yakın birçok okulun tamamının ya da bir kısmının kapanmasına karar verecekler. Herkesin de rahatça tahmin edebileceği gibi virüsün bu koşullarda yayılması kaçınılmaz. Reunion adasında okullar 17 Ağustos’ta açıldı ve ilk on gün içinde 30’dan fazla okul virüsten dolayı kapatıldı. Bu somut örnek bile gösteriyor ki bu öğrenim yılı ‘’normal’’ geçmeyecek ve olağanüstü önlemlerin alınmasını gerektiriyor. Peki bunlar neler olabilir? 

Tüm öğrencilere yüze yüz eğitim ama ne pahasına? 

Öncelikle belirtmek gerekir ki Mart-Haziran ayları arasındaki tecrübe gösterdi ki uzaktan eğitim öğrencilerin ezici çoğunluğu için çokta faydalı olmadı ve öğrenciler arasında zaten var olan eşitsizlikleri daha da derinleştirdi. Hiç yoktan daha iyidir denebilir fakat tüm bir kuşağın eğitiminden bahsedildiğinde en asgarisiyle yetinmek elbette kabul edilemez. 

Dolayısıyla yüz yüze öğrenimin yerini başka eğitim türleri alamaz. Bunlar olsa olsa ancak ek ve onu güçlendiren eğitim biçimleri olabilir. Dolayısıyla Bakanlığın yüz yüze eğitime öncelik vermesi, öğretmenler ile öğrencilerin yüz yüze gelmesi elbette sorun değil, tam tersine burada ki sorun , bunu yaparken öğrenci ve öğretmenin sağlığını korumak için olması gereken önlemlerin alınmamasıdır. Eğitim bakanı Blanquer ve hükümet maske takma zorunluluğuyla sorunun çözüleceğini var sayıyor, oysa ki bunun ne kadar yetersiz olduğu apaçık ortada ve Reunion adasında ki okulların kapanması bile bunun en somut örneğidir. Bugün var olanla yetinildiğinde elbette başka çözüm yokmuş gibi görünebilir fakat fiziksel mesafeyi koruyabilmek ve eğitimin niteliğini arttırma amaçlı sınıftaki öğrenci sayısını en azından ikiye bölmeye karar verilmiş olsaydı, iki aylık okul tatillerinde hükümet yeni sınıflar açma girişimlerinde bulunurdu. Sağlık önlemlerini koruyarak tüm öğrencilere yüz yüze ders verebilmek için zorunlu olan yeni sınıf açmak için iki şey gerekiyor: yeterli sayıda öğretmen ve 15 kişilik bir öğrenci grubunu barındıracak bir alan. Öğretmenler konusunda zaten yıllardır var olan açıkları kapatmak bir yana, bakanlık bu yıl yeterlilik sınavına giren ve ilk sınavda başarılı olan binlerce adayın sınavlarını bile virüsten dolayı iptal etti. Ama olmadı sözleşmeli öğretmen bulmak çok da sorun olmasa gerek. Eğer bu çözüm öngörülmüş olsaydı iki aylık yaz tatilinde bu yeni öğretmenlerin formasyonu sağlanabilirdi. Fakat yıllardır izlenilen neoliberal politikalardan dolayı okullarda öğretmen açıkları her yıl daha derinleşiyor. Sadece bu yıl için bir örnek vermek gerekirse: orta öğrenim de öğrenci sayısı 30 bin artarken öğretmen sayısı 2000 düşürüldü (emekliye ayrılanlarla yeni gelenler arasında ki fark). 

Sınıfı barındıracak bir mekân konusunda ise elbette en uygun çözüm yeni okul binaların inşa edilmesidir. Fakat sorunun acilliği göz önünde bulundurulduğunda kısa vadeli düşünülebilecek bir çözüm değildir. Ama  bu başka çözümlerin olmadığı anlamına gelmiyor. Bugün binlerce okulun teneffüs alanlarında konteyner sınıflar bulunmaktadır ve çok da sorun yaratmaksızın işlev görmektedir. Tüm okullara yeterli sayıda ders yapmaya uygun konteyner yerleştirmeye karar verilse iki-üç hafta içinde Fransa’daki tüm okullara ya da yakın çevrelerine yeterli sayıda konteyner yerleştirme hiç de sorun olmaz. Bunlara ek olarak büyük kentlerde okul yakınlarında yüzlerce boş ofis hatta binanın olduğu ve sınıf olarak kullanılabileceği düşünüldüğünde sınıftaki öğrenci sayısının yarı yarıya düşürülmesinin mümkün olduğu görülecektir. 

Elbette bunun bir masrafı olacaktır, ama verilmesi gereken siyasi bir karardır. Sağlık mı yoksa para mı? Öğrencilerin eğitimi mi yoksa yapılacak masraflar mı? Hükümetin tercihi para olurken hiç kuşkusuz on binlerce öğrencinin ve velinin sağlığını da riske atmaktan geri durmadı. Üstelik belirtmek gerekir ki geçen öğrenim yılının son aylarından itibaren okulların kapanması öğretim programlarının bitirilmesini engel olduğu gibi uzaktan eğitimde öğrencilerin gerekli olan öğrenim seviyesine ulaşabilmesini engelledi. Bu rötarı yakalayabilmek, verilen eğitim niteliğini yükseltebilmede bu dar sınıfların oluşmasıyla mümkün olurdu. Böylelikle hem öğrencilerin sağlığı korunur hem de eğitimin niteliği yükseltilebilirdi . Fakat Macron’un tercihi her zamanki gibi emekçilerin çıkarının tersi yönlü oldu. 

Öğrenci ve öğretmenler tüm gün maske takacaklar 

Bakanlığın yayınladığı sağlık protokolüne göre her öğrenci kendi maskesiyle gelecek ve tüm gün sınıfta ve teneffüste maske takmak zorunda olacak. Buna ne kadar uyabileceklerini birlikte izleyerek göreceğiz .Fakat buna uymanın ne kadar zor olduğu apaçık ortada. Öğretmenlerde maskeyle ders vermek zorunda kalacaklar ve pedagojik açıdan bunun ne kadar zor olduğunu da tüm uzmanlar belirtiyor. 

Bu sorunlara bir de hükümetin öğrencilere bedava maske dağıtmayı reddetmesi eklendi. Eğitim bakanı Blanquer’e göre maske tüm diğer okul malzemesi gibi değerlendirilip ailelerin kendilerinin alması gerekiyor. Belirtmek gerekir ki iki öğrencinin bulunduğu bir ailede sadece maske için aylık masraf ortalama 200 Euro. Bu hiç de hafife alınabilecek bir masraf değildir. Ülkenin en büyük şirketlerine milyarlar dağıtan bir hükümetin toplumsal sağlık sorunu olan bir maskeyi öğrencilere dağıtmayı reddetmesi herhalde verebileceği en kötü karardır. Gelen tepkiler üzerine Bakan maskesiz hiçbir öğrencinin reddedilmeyeceğini ve maske verileceğini belirtti. Bir çok il meclisi (Conseil General ve Conseil regional) de öğrencilere maske dağıtacağını ilan etti. Görüldüğü gibi bir kez daha Devletin yapması gerekeni yerel yönetimler üstlenmek zorunda kaldı.

Laisser un commentaire

Votre adresse e-mail ne sera pas publiée. Les champs obligatoires sont indiqués avec *