18 octobre 2021

Fransa'da Yaşam

La Vie en France (aylık fransızca ve türkçe gazete)

İȘÇİ SINIFININ TARİHSEL MÜCADELE GÜNÜ 1 MAYIS

İbrahim Balcı

Dünya ișçi sınıfının birlik, mücadele ve dayanıșma günü olan 1 Mayısa emekçiler olarak oldukça zor koșullarda giriyoruz.

Pandemi ile birlikte  kapitalist Dünya, biz emekçiler için çok daha zor ve çekilmez koșullara doğru evriliyor. 
1 yılı așkın pandemi süreci boyunca büyük kapitalist tekeller kârlarına kar katarken, biz emekçilerin payına ișsizlik, yoksulluk ve onmilyonlarca ölüm düștü.

Küçük esnaf orta sınıf diyebileceğimiz binlerce küçük ve orta ölçekli ișletmeler iflas etti. On binlercesi can çekișiyor. 

Dünya ekonomisinin devleri diyebileceğimiz zengin ülkeler pandemi süreci boyunca ard arda yüz milyarlarca  bütçeler ayırdıklarını söyleselerde bu bütçelerin aslan payı yine dev kapitalist șirketlere hibe edildi. 
Buna rağmen bu dev kapitalist tekeller kitlesel olarak ișçi atmaya devam ediyorlar. 

Dolayısıyla, ișsizlik ve yoksulluk çiğ gibi büyüyor. 

Bütün bu olup bitenlere karșı ișçi ve emekçilerin öfkesi bir dip dalga olarak birikiyor… 
Henüz genel bir öfke patlamasına dönüșmüș olmasada lokal düzeylerde ișçi ve emekçi eylemleri grevler, gösteriler, protestolar ve fabrika ișgallerine kadar varabiliyor. 

Görünen oki, kapitalist sömürü çarkı pandemi ile birlikte daha derin krizlere sürükleniyor. Ve bu sürükleniș beraberinde toplumsal sorunları derinleștirip sınıflar arası çeliski ve çatıșmalarla yeni mücadele dönemlerini tetikliyor. 

PANDEMİ KOȘULLARINDA 1 MAYIS

Geçen yıl 1 Mayısta, hem Dünyada hemde Fransa da emekçiler, sokaklara ve meydanlara inememiști.

Hükümetler, bu durumun bu yıl da sürmesini istiyorlar. 
Pandemiden kaynaklı sebepleri  bahane eden iktidarlar toplu gösteri ve protestoları sınırlamaya yöneliyorlar. 
Fırsat doğmușken, İngiltere ve Almanya bașta olmak üzere bir çok ülkede  bu yönlü yasalar ard arda çıktı. 

Türkiye gibi diktatöryal yönetimlerde ise tamamen tek adamın iki dudağı arasından çıkan baskıcı, yasakçı uygulamalarla mücadeleyi bastırmaya çalıșıyorlar. 

Bütün bunlara rağmen bu yıl, kimi ülkelerde ve Fransa’ da mücadeleci ișçiler, sendikacılar ve sendika konfedarasyonları 1 Mayıs’ı yeniden meydanlarda kutlamakta kararlı görünüyor. 

DAHA TEMİZ VE ADALETLİ BİR DÜNYA İÇİN

Bu kararlılığın arkasında çok güçlü bir tarihsel ve güncel haklılık yatıyor elbette. 

Bu tarihsel haklılık haklı olarak her 1 Mayısta adalet ve özgürlük taleb ediyor.. 

Eșitçe paylașma, insanca yașam ve dayanıșmayı taleb ediyor… 

Savașsız, sömürüsüz, barıș ve kardeșliğin hakim olduğu bir Dünya taleb ediyor… 

Çünkü, yeryüzündeki tüm toplumsal zenginlikleri ve maddi değerleri üretenler biz emekçiler olmamıza rağmen  payımıza en azı düșer hep. 

Emek verip üreterek, Dünyayı hergün yeniden yaratıp maddi yükünü tașıyanda, yokluğunu, yoksulluğunu yașayan da, gam yükünü tașıyanda hep ișçiler, emekçiler olur. 

Çünkü, kılıfına uydurulup toplumsal bir meșruluk kazandırılmıș olsada, yağmacı bir hırsızlık düzenidir kapitalizm aslında. 

Bir diğer deyișle, emeğin ürettiğine el koyan,  yağmacı bir haramiler düzenidir bu düzen. 
Düșünsenize, emekçiler olarak hem çalıșıp çabalayıp Dünyayı doyuruyoruz… 
Doyurmakla da kalmayıp her türlü lüksün, konforun, zefki sefanın sürdürüldüğü maddi  bolluk araçlarını ve imkanlarını üretiyor ve yaratıyoruz… 
Fakat, yașamımızı sürdürmek için ürettiğimiz o bolluktan  küçük bir pay almak için hak mücadelesi vermek zorunda kalıyoruz.  

Yetmiyor, bu uğurda ölüyoruz, katliamlara, ișkencelere ve idamlara maruz kalıyorruz. 
1886 da 1 Mayısın ortaya çıkmasına da vesile olan  Chicago’lu ișçilerin mücadelesinden bugüne kadar hak mücadelesinde bu zülümleri ve ölümleri hep yașadık. 

Çünkü, üretilen toplumsal zenginliklere ve üretim araçlarına el koymuș,  devleti ve kurumlarını kendisine koruma kalkanı olarak inșa etmiș bir sömürücü egemen sınıf var karșımızda. 
İki yüzlü, sahtekar, en saldırgan ve kan emici vampir haliyle hemde. 

Bütün bu olumsuz özelikeriyle toplumu ve breyi de kirletip bozușturan giderek kendisine benzeten bir sınıftan ve onun köhne düzeninden bahsediyoruz. 

Daha fazla para, mal ve mülk, daha fazla kazanmaya ve egemenliğe odaklanmıș olan bu sermaye düzeni ve sınıfı sürekli yalan ve düzenbazlık üretmekte, doymak bilmez bir doyumsuzluk üretmekte, hırsızlık ve sahtekarlık üretmekte, savaș, ölüm ve zulüm üretmekte, ırkçılık, ayrımcılık, eșitsizlik üretmekte. 

Böylesi bir ortama doğan her masum bebek  her geçen gün masumiyetini yitirip yașadığı yere benzemekte yani kirlenerek büyümektedir. 

Kısacası insanı, çevreyi, doğayı kirleten, bozan, bozușturup doğallığından uzaklaștıran, sürekli arıza üreten bir toplumsal bozuk düzenden bahsediyoruz. 

Bütün kötülüklerin anası diyebileceğimiz tarihsel ve evrensel bir haksızlıktan ve adaletsizlikten bahsediyoruz yani. 

Emekçiler, yașamı ve ona dair tüm ihtiyaçları  üretirken, kapitalist sınıf ise bu üretilen zenginliğe el koyup bu bozuk düzeni en arızalı haliyle yönetmekte, yönetirkende beraberinde sürekli doyumsuzluk, düșmanlık ve kötülük üretmekte. 

O halde, mademki üreten biziz, yöneten de biz olmalıyız. 

Kötülüğün panzehiri üretilen zenginliğin adaletli bölüșümünde yatmaktadır. 
Yeryüzü, o yerde yașayan tüm canlıların ortak sofrası oluncaya dek 1 Mayısın ruhu olan birliğe, mücadeleye ve dayanıșmaya ihtiyacımız hep olacaktır. 

O halde, yașasın birlik, dayanıșma ve mücadele günü 1 Mayıs… 

Laisser un commentaire

Votre adresse e-mail ne sera pas publiée. Les champs obligatoires sont indiqués avec *