6 décembre 2021

Fransa'da Yaşam

La Vie en France (aylık fransızca ve türkçe gazete)

İşçi sınıfının ilk devrimci iktidarı Paris Komünü

Bu konuyla bağlantılı : « İşçi sınıfının ilk iktidarı Paris Komününe giden yol »


Deniz UZTOPAL
Tarih Doktoru – Paris-Creteil Üniversitesi (UPEC) öğretim görevlisi

8 Şubat 1871’de iktidara gelen Adolph Thiers ezici çoğunluğu monarşist olan bir Meclis’in açık desteğiyle Prusya’nın dayattığı ağır yenilgi koşullarını imzalar ve artık Paris halkını silahsızlandırmaya yönelik sinsi hesaplar yapmaya başlar. Prusya’nın yöneticisi Bismarck’la imzalanan barış anlaşmasında Alsace-Lorraine bölgelerinin istilası, 6 milyar frank (bu daha sonra 5 milyara indirilir) savaş tazminatının yanı sıra galip Alman ordusunun Champs-Elysees’de askeri defile yapması da öngörülür. Askeri defile 1 Mart’ta gerçekleşir ve Fransız monarşist iktidar Paris’in Ulusal muhafızlarının Almanlarla çatışmaya girmesini ve Bismarck’ın da bu vesileyle bir katliam gerçekleştirmesini umuyordu. Fakat Ulusal muhafızlar oyuna gelmedi ve toplarını Champs-Elysees çevresinden uzaklaştırmanın yanı sıra Paris halkına da evlerine kapanma, pencerelerini kapatma ve Almanlarla yüz yüze gelmeme çağrısında bulundu. Böylelikle olası bir çatışmayı engellenmiş ve Thiers’in sinsi planını boşa düşürebilmişlerdi.
3 Mart’ta Prusya orduları tekrar Paris’ten çıkarak kuzey doğu sınırlarına konumlanırlar ve Thiers’i şimdilik Paris halkına karşı yalnız bırakırlar. 

.18 Mart devrimi 

Thiers halkı silahsızlandırmaya yönelik sinsi planlarından vaz geçmez. Paris Ulusal Muhafızın Montmartre ve Belleville tepelerinde bulunan ve halktan toplanan parayla satın alınan 227 topunu elinden almak için 8 Mart’tan sonra birçok defa teşebbüste bulunur fakat muhafızların kararlıca karşı çıkmasından dolayı bunu gerçekleştiremez. Artık bir tek çaresi kalmıştır, o da herkes uyurken bu topları gizlice çalıp götürmektir. Bu sinsi planı doğrudan yönetmek için Thiers 16 Mart’ta Versailles’dan gelir Paris’te, Quai d’Orsay’e yerleşir. Plan 17 Mart’ta dar bir komite toplantısında kararlaştırılır ve 18 Mart sabah saat 3’e doğru askeri birlikler uyuyan Paris’te sessiz sedasız topları alıp götürmek ister. Fakat askerler bu topların tümünü atlara bağlamak için gerekli bağlama sisteminden yeterince getirmemişlerdir. Dolayısıyla bunları tepeden aşağıya doğru insan gücüyle indirmek gerekir ve anlaşılacağı gibi bu da beklendiğinden daha fazla zaman alır. Sabaha doğru ilk Parisliler uyandığında ve hükümetin provokasyonuna tanıklık ettiklerinde tüm Paris ayağa kalkar, Montmartre Güvenlik Komitesinin (Comité de Vigilance) karşı koyuşu üzerine operasyondan sorumlu General Lecomte ve General Clément Thomas halkın üzerine ateş etme emri verir. Askerler emre uymaz ve namlularını kendi komutanlarına çevirirler. Paris Ulusal Muhafızı seferber olur ve iki general kurşuna dizilir. 

4 Mart’ta Paris’in 20 bölgesinin (arrondissement) Güvenlik Komitelerinin seçtiği ‘’20 bölge Cumhuriyetçi Merkez Komitesi’’, Paris Büyük şehir belediyesine gelir ve buraya yerleşir. Thiers apar topar Paris’ten kaçarak tekrar Versailles’e yerleşir. Paris’te artık yeni bir iktidar vardır: Paris Komünü. 

.İşçi sınıfın iktidarının niteliği 

“20 Bölge Cumhuriyetçi Merkez Komitesi” derhal Genel Konsey seçiminin yapılmasını ister ve hazırlıklarına derhal başlar. Seçim tarihi iki defa ertelenir ve sonuçta 26 Mart günü gerçekleşir ve sonuçlar iki gün sonra ilan edilir. 

18 Mart devrimi ve 26 Mart seçimleri ile, Paris burjuvazinin hükümetinden ve devlet aygıtından kurtulur. Artık toplumun hizmetine olan yeni tipte bir devlet kurulması yolunda girilmiştir. Paris Komünü emekçilerin iktisadî kurtuluşunun gerçekleşebileceğinin en somut tarihsel örneği olarak, işçi sınıfının devletini kurmaya yönelik ilk adımlarını atar. Elbette daha sonra yıkılmasında belirleyici bir rol oynayacak ciddi eksikleri vardır, fakat yeni bir devlet kurma yolunda attığı adımları temel ilkelere dayanır. Bunlar arasında birkaçını sıralamak gerekirse: yeni devlet aygıtında görev alan herkes görevini yerine getirmediği andan itibaren görevinden alına bilinir, tüm hükümet üyelerinin maaşları ortalama bir usta işçinin ücreti düzeyindedir (yani azami olarak 6.000 Frank’ın üzerinde olamaz), yürütme ve yasama yetkileri etkili bir aygıt oluşturmak için Komün’ün elindedir. 

20 Mart’ta yayınlanan bir bildirge, iktidarı ele alarak emekçi kitlelerinin zaferini sağladığını beyan eder ve tüm yurttaşların Komünün işlerine sürekli müdahalede bulunmasını ister. 26 Mart’ta seçilen konseyde 25 tane işçi vardır ve tarihte bu kadar işçinin bir iktidarda yer aldığının örneği yoktur. 1848 devriminde 2. Cumhuriyet kurulduğunda bir işçi (İşçi Albert) geçici hükümette yer almıştır fakat diğer burjuvalar içinde iş yapamamıştır, işçi sınıfının ileri unsurları bunu yaşayarak görmüştür. Bundan dolayı 26 Mart seçimlerine işçiler yoğun olarak aday olmuştur. Komün’e seçilen diğerlerin ezici çoğunluğu ise küçük burjuvazinin saflarından gelmiş olmalarına karşın kaderlerini emekçilerle birleştirmeyi kabul eden ilerici aydınlardır. Kuşkusuz seçilen 90’dan fazla yönetici içerisinde burjuva, Versailles’i destekleyen ve açıktan gerici olanlarda vardır fakat bunlar kısa süre içince istifa edip, kaçmak zorunda kalırlar. Sonuçta fiili olarak 64 kişiden oluşan Komün’ün 25’i işçidir.

.İşçi sınıfının iktidara müdahale araçları.

İşçi sınıfı ve emekçilerin yeni iktidara gerçekten müdahale edebilmesi, onun politika ve kararlarını etkileyebilmesine yönelik araçlarını da yaratır: bu dönem Paris’te onlarca emekçi kulübü, sendika ve gazete kurulur. 40 civarında Paris’in farklı mahallelerinde neredeyse günlük toplanan kulüplere yüzlerce kadınlı erkekli yurttaş katılır, günlük siyaset tartışılır, bazen Komüne yönelik ciddi eleştiriler dile getirilir. Paris Konseyi içinde işçi olan veya emekçilere en yakın olan yöneticiler bu kulüp toplantılarına fırsat buldukça katılır, hem eleştirileri dinler hem de halka hesap vermenin vesilesini yaratırlar. 

Onlarca günlük gazetede her gün işçi mektupları yayınlanır ve Komün’ün atması gereken adımlar konusunda ciddi bir eğilim sunar. Le Réveil (“Uyanış”), Le Vengeur (“Öcalan”), Le Cri du peuple (“Halkın Çığlığı”), Le Mot d’ordre (“Slogan”), Le Tribun du peuple (“Halkın Savunucusu”), La CommuneLa Patrie en danger (“Yurt Tehlikede”), L’Ami du peuple (“Halkın Dostu”), Le Père Duchesne gibi gazeteler sözü okurlarına verirler. (bu gazetelerin bir kısmı şu adresten okuna bilinir https://archivesautonomies.org/spip.php?rubrique438).
Burada yayınlanan makaleler halk içinde tartışılır, bazen kulüp toplantılarda polemiğin vesilesi olur ama sonuçta halkın siyasi bilincinin artmasının vesilesi olur. 

Bununla da sınırlı kalmayarak Paris halkı mahalle komitelerinde, belediyelerde, bölge (arrondissement) konseylerinde, Posta ya da Louvre Silah Atölyesi Konseyi gibi bazı yönetim konseylerinde, kendi temsilcilerini görevlendirir. Daha oy hakkı olmayan kadınların burada oynadığı devasa oya dikkat çekmek gerekir. Oy kullanma hakları yoktur fakat kadınlar siyasette aktif rol oynamaktan geri durmazlar, en fazla tanınan Louise Michel, Anna Jaclard, Paule Mink, Elisabeth Dmitrieff, Nathalie Lemel ve Sophie Poirier gibi yüzlerce kadının birçok emekçi kulübünde büyük etkilileri vardır ve özellikle Çalışma Komisyonunda temsilcilerinin olmasının yanı sıra en önemli önerileri unlar sunar. Versailles hükümetinin Paris’teki ajanlarının daha sonra yayınlanan raporlarında kadınların buralarda oynadığı önderlik rolü büyük bir iğrençle anlatılır. 

Sınıfın önemli müdahale araçlarından bir diğeri ise sendikalardır, o dönemki adıyla ‘’sendikal odalardır’’. Bunlar 18 Mart devriminden önce vardır, fakat etkileri sınırlıdır ve dağınıklardır. Komün iktidarıyla birlikte bunların işçi sınıfı içindeki etkileri artar ve buna bağlı olarak da giderek merkezileşirler. Bu sendikalar bakanlık yetkileri olan ‘’İş ve değişim komisyonu’’ nun yöneticisi Frankel ile yakın bir irtibat içindedir ve Komün’ün halkın hizmetinde daha da ileri gitmesi için önemli bir rol oynarlar. 

İşçi sınıfının bu devrimci iktidarı ancak 10 hafta ayakta kalabilmiştir fakat buna rağmen önemli kararlar almış, bunların bir kısmını da bu kısa süre içinde yürürlüğe geçirmeyi bile başlamıştır. 

.Komünün aldığı önlemler.

Komün işçi ve emekçilerin en büyük sorunlarından birisi olan işsizlik sorunun çözmeye yönelik üretimi durmuş fabrika ve atölyeleri işçi birliklerinin, karşılığı ödenmesi koşuluyla, el koyması ve derhal üretime başlamasını kararlaştırır. Fakat özel fabrika ve işyerlerini ulusallaştırmaya yönelmezler.

İşçi birliklerinin yönettiği bu üretim merkezleri arasında bir bağ kurarak birliklerin giderek merkezîleşmesi ve bir federasyon kurmasını kararlaştırır. Aslında üretimin planlanmasına yönelik atılan önemli bir adımdır fakat bu kararı hayata geçirmeye yeterince zamanı olmaz. 

Çalışma koşullarını iyileştirmeye yönelik ilk önce fırın işçilerinin gece çalışmasını yasaklayarak başlar. Yine işçilere karşı patronların elinde önemli bir silah alan ceza kesmeler (geç kalma, üretim ritmini düşürme, malzeme kırılması gibi nedenlerde) kaldırılır. Tüm çalışanların emekleriyle yasayabilmesi için gerekli ücretin verilmesini de kararlaştırır. Kira borçlarını siler. 

Dinle devlet ayrılır ve yeni devletin laik temeller üzerinden kurulacağı ilan edilir. Buna bağlı olarak okul ve tüm öğrenim kurumları hem laikleştirilir hem de tün kız ve erkek çocukları için zorunlu ve ücretsiz hale gelir. Kilisenin etkisinin zayıflatılmasına bağlı olarak meşru olan ve olmayan çocuklar arasındaki ayrım kaldırılır ve ulusal muhafızların nikâhlı olan veya olmayan eşlerine bir zarar ödentisi verilmesi öngörürler.

Halkın hizmetinde olması için adalet de parasız bir hizmete dönüşür ve yargıç ve yüksek adalet görevlilerin seçimle iş başına gelmeleri beyan edilir. Askeri mahkemeler ve sürekli ordu kaldırılır, yerine toplumun hizmeti ve denetiminde olan silahlandırılmış halk geçirilir. Siyasi düşüncelerinden dolayı hapishanede bulunanlar serbest bırakılır ve tam bir düşünce özgürlüğü ilan edilir. Belediyelere ise büyük özerklik tanınır.

Fakat Fransa merkez bankasına el koymayarak hayata geçirmek istedikleri yeni devleti devasa bir maddi kaynaktan maruz bırakırlar. En temel eksikliklerinden birisi budur fakat başka hataları da vardır. Komünün ilan edilmesiyle güney istihkâmları (Bicêtre, Ivry, Montrouge, Issy ve Vanves) işgal edilir, buradaki cephaneliğe el konulur, fakat tamamen dağınık ve telaş içinde olan Versailles hükümetinin üzerine yürünmez, onun toparlanması, güç biriktirmesine göz yumulur. Kuşkusuz bunda 26 Mart’ta seçilmiş olan burjuvaların etkisi önemlidir. 

Paris’in batısında olan Mont Valérien kalesi (bugün Suresne’de) ele geçirilmez, buradaki askeri birliklerin Versailles’a gitmesine izin verilir. Bu ve daha birçok askeri hatta Komünün büyük bir yenilgiyle ezilmesinin kimi nedenleri arasındadır. 

.21-28 Mayıs: Kanlı hafta  

Thiers, Komünün Versailles’e yürümeyeceğini anladıktan sonra derhal orduyu toparlama başlar. 19 Mart’ta Versailles Meclisini koruyabilmek için sadece 12 000 asker toparlayabilmiştir. Paris Ulusal Muhafızları ise teorik olarak 200 000 muhafızdan oluşur fakat fiili olarak 60 000 ile 70 000 asker seferber edilir bir durumdaydı ve ellerinde yüzlerce topun yanı sıra 280 000 tüfek vardır. Yani Versailles üzerine yürünmüş olsaydı Thiers hükümeti darmadağın edilir ve işçi sınıfının devrimci iktidarı sadece Paris’le sınırlı kalmaya bilirdi. 

Prusya’nın lideri Bismarck Paris’in bu durumunu göz önüne alarak, kendisinin sunduğu barış anlaşmasını çiğneyerek rehin Fransız askerlerini serbest bırakır. Fransa ‘’ulusal düşmanıdır’’ fakat sınıfsal düşmanı olan Paris Komününe karşı onunla anlaşması mümkündür, üstelik Paris’te başkaldıranların ezilmesi kendi sınıfsal lehinedir zira Almanya’da da işçi sınıfın hareketi gelişmektedir. Serbest bırakılan bu rehin askerler, ardından ülkenin diğer kentlerinde olan birliklerin çağrılmasıyla, Versailles ordusu 40.000’e ve kısa bir süre sonra ise 130.000’e çıkarılır. Monarşist General Mac-Mahon’un emrindeki bu ordu içinde haftalarca ‘’barbar’’, ‘’tecavüzcü’’ ve vahşi Parislilere yönelik karalama propagandası yürütülür. Komüne karşı savaşmada en ufak tereddüt duyan askerler derhal görevden uzaklaştırılır. Thiers ve Mac Mahon askerlerin Parislilerle yüz yüze geldiklerinde silah sıkmayı ret etmesinden korkarlar. Amaçları kendi kendini yönetmeyi başaran işçi sınıfının en ileri kesimlerini ezerek tüm sınıfa bir mesaj vermektir.   

2 Nisan’dan itibaren Versaylılar Paris’in batısında konumlanır ve başkent üzerine ateş açmaya başlarlar. 3 Nisan’da Paris’in Ulusal muhafızları Neuilly, Courbevoie, Rueil’den ve Châtillon’dan askeri müdahalede bulunurlar, kahramanca çatışmaya rağmen bozguna uğratılırlar. 

Versailles ordusu Paris’e girmeye hazırlanır fakat Ulusal muhafızların savunmasını altüst etmek için 11-25 Nisan arasında başkent ve bir buçuk milyon nüfusu sürekli top atışına tutulur. Etrafı surlarla çevrilmiş Paris, Mac-Mahon’un askerlerinin şehre girmesini engeller fakat içerde önemli kayıplar yaşanır. Versailles ordusu Paris surlarına kadar gelir ve 9 Mayıs, Issy kalesi, 13-14 Mayıs da ise Vanves kalesini ele geçirir.

21 Mayıs Pazar günü bir iğne işçisi, Komüne ihanet eder ve Saint-Cloud kapısını Versaylılara açar. Ordu artık başkente girmiştir ve birçok koldan güney ve kuzeyine doğru ilerler, binaları teker teker inceler ve karşılaştığı tüm muhafızları kurşuna dizer. 

Komün yönetimi inanılmaz askeri hatalar yapar ve Versailles ordularına karşı yürüyerek manevra alanını engelleme yerine, barikatlar etrafında bölgesel çatışmaya girer, şehrin birçok yerinde yüzlerce barikatlar kurmayı tercih eder. Bunu yaparak aslında bir ordu gibi davranmaz. Barikatlarla düzenli bir orduyu yenebileceğini düşünür fakat 1850’li yıllarda başkentin caddelerini büyük oranda genişleten Vali Haussmann’ın yarattığı Paris’te bu barikatların etkisiz olacağının farkına bile varmaz. 

Kendi başına bu bile Komünün askeri olarak ne kadar tecrübesiz olduğunu gösterir. 21 Mayıs günü hiçbir güçle karşılaşmadan Mac-Mahon’un ordusu Paris’in tüm batısına yerleşir ve mevzilenir. 22 Mayıs Pazartesi sabahın erken saatlerinden itibaren ordu top-tüfek eşliğinde ilerlemeye başlar. Gazeteci olan ve daha birkaç gün önce Komünün askeri işler sorumlusu (délégué à La Guerre) olan Charles Delescluze halkı ayaklanmaya ve direnişe geçmeye çağırır: “Askerlerden bıktık artık! Her yerleri yaldızlı ve sırmalı kurmaylar istemiyoruz! Meydan halkın, savaşçıların, çıplak kolların! Devrimci savaş zamanı geldi. Halk ince manevralardan hiçbir şey anlamaz. Ama elinde bir tüfek, ayaklarının altında sokak olduğu zaman, kralcı okulun tüm stratejistleri ona vız gelir.” Fakat bu çağrı tam tersi etki yaratarak Ulusal muhafazaların askeri disiplini terk etmesini, var olan savunma stratejilerini küçümseme, hatta bir kısmının da silahını atarak kaçmasına neden olur. Fakat bununla da sınırlı kalınmayarak askeri yetkililerin ortak bir askeri strateji gerçekleştirebilmelerini engeller. 

Komüncüler yüzlerce barikat kurmuşlardır fakat bunların arasında bağ neredeyse tamamen kopuktur. Versailles ordusu giderek ilerler ve yakaladığı her Parisliyi kurşuna dizer. Thiers, Komünü ezerek daha iyi bir dünya için mücadele etme fikrini aslında ezmek ister. 25 Mayıs Perşembe günü Delescluze, Voltaire bulvarının girişindeki Château-d’Eau meydanında (bugünkü République Meydanında) bir barikat üzerinde öldürülür. 26 Mayıs Cuma, Bastille düşer ve aynı gün Prusyalılar kuzeyden ve doğudan Paris’i kuşatırlar. 5.000 Alman asker Montreuil’de, 5.000 ise Vincennes’de durarak Paris’ten kaçarak canını kurtarmak isteyenleri engellemek için Thiers’in talebine olumlu cevap vermiştir. Fakat birçok Alman askerin verilen emirlerin tersine canını kurtarmaya çalışan Komüncülerin geçmesine göz yumduğu biliniyor.

Artık direnen sadece Paris’in işçi semtleri Mortmartre, Buttes-Chaumont, Belleville, Ménilmontan kalmıştır. Bu bölgeleri Başkomutan Mac-Mahon’un birlikleri çevirir, buraların ezilmesi bir semboldür zira 18 Mart devrimi buradan başlamıştır.  

27 Mayıs Cumartesi günü ordu Charonne bulvarındaki barikatları ezer ve Montreuil ve Bagnolet kapılarını da ele geçirir. Artık Trône meydanı (bugünkü Nation meydanı) da düşmüştür.

28 Mayıs Pazar gününe gelindiğinde Komünarlar artık 11. Paris bölgesinin Parmentier caddesi, Faubourg-du-Temple sokağı, Belleville bulvarı, Trois-Bornes sokağı ve Trois-Couronnes sokağına sıkışmış ve canlarını kurtarmak için çatışırlar fakat sürekli kan kaybederler. Gerileyen Komünarlar en son 200 kişi olarak Le Père-Lachaise mezarlığına sığınırlar ve burada yenilirler. Onlarcası yaralı olarak teslim olur fakat bunlarda bugün “Komün Duvarı” olarak anılacak duvarın dibinde kurşuna dizilirler. Komün artık yenilmiştir. 

Binlerce silahsızlandırılmış insan vahşi bir katliam içinde kurşuna dizilir. Yaralanan fakat ölmeyen on binlerce insan ise askeri mahkemelerce ölüme mahkûm edilir. Bugün kesin bir ölü sayısı bilinmemekle birlikte en azından 10 000 kişinin öldürüldüğü kesindir. Diğer yandan 7000 kişi Yeni-Kaledonya’ya sürgüne gönderilmiştir ve binlerce kişi ise Avrupa’nın diğer ülkelerine sığınmak zorunda kalmışlardır. 

Sekiz yıl sonra, monarşistlerin yenilmesi ve Cumhuriyetçilerin iktidara gelmesiyle birlikte 3 Mart 1879’da kısmi bir af çıkar. Aynı yıl, 23 Mayıs Pazar günü Paris Komünü sürgünden dönenlerin eşliğinde ilk defa Le Père-Lachaise mezarlığında anılır. Dünya savaşları gibi olağanüstü kimi yıllar dışında ya 18 Mart’ta ya da 28 Mayıs’ta Komünü Fransız işçi sınıfı her yıl bu mezarlıkta saygıyla anar.

Bu yıl 149 yılı da kutlanacaktı fakat covid-19 salgını buna engel oldu. Fakat gelecek yıl Komünün 150 yılı ve bu vesileyle büyük anma ve kutlamalarının olacağını şimdiden ilan edelim.


Bu konuyla bağlantılı : « İşçi sınıfının ilk iktidarı Paris Komününe giden yol »

Laisser un commentaire

Votre adresse e-mail ne sera pas publiée. Les champs obligatoires sont indiqués avec *