19 janvier 2022

Fransa'da Yaşam

La Vie en France (aylık fransızca ve türkçe gazete)

Irkçı ve aşırı sağcı düşünceler tehdit etmeye devam ediyor

◾ Deniz Uztopal

Gelecek nisan ayında Cumhurbaşkanlığı seçimleri gerçekleşecek ve şimdiden ülke gündemi ona kilitlenmiş durumda. Sağdan ve soldan bilinen ve hatta beklenilen adayların yanı sıra birkaç beklenmedik aday da çıktı. Bunlardan birisi aşırı sağcı gazeteci Eric Zemmour. Gerçi daha resmen aday olacağını açıklamadı. Fakat seçimlere katılmaya yönelik hazırlıkları kesin aday olacağını gösteriyor.

Zemmour uzun yıllardır Fransa’nın en büyük görsel ve yazılı basınlarında gazetecilik yapıyor ve “radikal bir sağın” fikir ve düşüncelerini yayarak ve buradan doğan polemikler sayesinde ün yaptı. 2019’dan itibaren çevresinde oluşturduğu dar bir kesimle birlikte Cumhurbaşkanlığı seçimlerine yönelik sağcı cepheyi ideolojik olarak besleme amaçlı bir “düşünce kulübü” kurdu. Ona göre 2017 seçimlerinde sağın adayı François Fillon’un yenilmesi ve merkez sağda olan Cumhuriyet’çiler (LR) partisinin daha önceden var olan iç bölünmelerinin daha da güçlenmesi ve partinin daha da zayıflaması, Macron’un birçok sağcı önderi kendi cephesine çekmesi ve aşırı sağcı Marine Le Pen’in (RN) ise alnında taşıdığı ‘’lekeden’’ dolayı seçilme şansının hiç olmamasından dolayı sağın “doğal bir adayı” bulunmamaktadır ve bu boşluğun doldurulması gerekmektedir. Fakat bu yaklaşımı ne LR ne de RN kabul ediyor ve iki partide kendi adaylarını çıkarmada kararlı. Merkez sağcı LR 5 Aralık’ta gerçekleştireceği Kongreyle adayı belirleyecek, RN ise uzun zamandır Marine Le Pen’in tekrar aday olacağını zaten belirtmişti. Bu koşullarda Zemmour kendi adaylığını “dayatmak” için resmi aday olduğunu açıklamadan basın aracılığıyla kendi etrafında bilinçli doğurduğu polemikler sayesinde gündem olma, kutuplaşma yaratma ve LR ve RN seçmen kitlesi içerisinde puan toplama taktiğini seçti.  

Zemmour basının mı adayı?  

Eric Zemmour Cezayir’den 1952’de gelen Yahudi bir Arap ailenin evladı olarak 1958’de doğdu. 1986’dan bu yana birçok gazetede çalıştı gazeteciler içinde geniş bir ağ oluşturdu. Sağcı ve giderek aşırı sağcı düşünceleri köşe yazıları ve yaptığı televizyon programlarında yaydı. 1996’da sağcı Le Figaro gazetesinde çalışmaya başlaması ve 1999’da aşırı sağcı Valeur actuelle dergisinde köşe yazıları yayınlamaya başlaması siyasi eğilimin belirlenmesi açısından bir dönüm noktasıdır. Bu eğilimin bir parçası olarak 2002 yılında Cumhurbaşkanlığının ikinci turuna kalan Jean-Marie Le Pen’i destekler ve ona danışmanlık yapar. 

Bu eğiliminin bilinmesine rağmen 2003 yılından itibaren haber kanalı I-télé televizyonunda haftalık tartışma programlarına katılmaya başlar. Aynı zamanda Canal+ televizyon kanalında da siyasi tartışma programlarının düzenli katılımcıları arasında yer almaya başlar. 2006’dan itibaren 5 yıl boyunca kamu televizyonu France 2’de On n’est pas couché programının düzenli elemanlarından birisi olur ve burada katılan birçok davetliyle aşırı sağcı fikirleri savunarak sert polemiklerle gündem olur. 2011’de bu programda işine son verilir ama 2010’dan itibaren ise en fazla dinlenen radyolardan birisi olan RTL’de en çok dinlenen saatlerde günlük bir program yapmaya başlamıştır. Burada 2019’a kadar günlük program yapar ve savunduğu aşırı sağcı fikirler giderek daha fazla polemik yapar, fakat çalıştığı kanal izleyici sayısının artmasını sağlayan sürekli gündem olmadan memnundur. 2019’dan itibaren ise CNews  (eski İ tele) haber kanalında akşam 7 ile 8 arasında yarım saatlik bir süre içinde gündemi yorumla göreviyle Face à l’info programına katılır. Fransa’nın en zengin patronlarından ve birçok basının sahibi olan Vincen Bollore’ye ait Canal+ grubunun kanallarından birisi olan CNews doğan onca polemiğe, birçok siyasi partinin kanalı boykot etmesine ve işçilerin grev yapmasına karşın Zemmour’un görevini devam etmesine karar verir. Ve Zemmour buradan bugünkü adaylığını hazırlar.  

Irkçılık ve ırkçılığa tahrikten mahkûm oldu 

2010 yılından bu yana İnsan Hakları Ligası (La Ligue des droits de l’homme), SOS Racisme, Mrap gibi ırkçılığa karşı mücadele eden birçok örgüt Zemmour’ın televizyondan zikrettiği ırkçı söylemlerden dolayı davacı oldu. 2011 yılında ırkçılıktan, 2018 yılında ise Müslümanlara karşı kinci provokasyondan dolayı iki defa mahkûm olur. Hakkında ırkçılıktan dolayı birçok dava vardır fakat medya dünyasının işleyişini gayet iyi bilen gazeteci ırkçı söylemlerine devam etmesine rağmen biçimsel olarak üslubuna daha dikkat eder ve bundan dolayı birçok davadan ise beraat eder. Fakat Radyo-Televizyon Yüksek Konseyi (CSA) söz konusu televizyon kanallarını yaydıkları kin söylemlerinden dolayı uyarma ihtiyacı hisseder. Fakat CNews kanalı bu tür söylemlere karşı tavır almak bir yana Zemmour’a daha fazla destek çıkarak yıldızının daha da fazla parlamasına katkı sunar. Hatırlatmak gerekirse Mart 2021’de CSA söz konusu televizyon kanalına aynı suçtan 200 bin Euro para cezası kesti. Keza Fransa’da yaşanan terör saldırılarından sonra tüm Müslümanları terörist olarak gören düşüncelerini canlı yayında birçok defa ilan etmesinden dolayı Zemmour hakkında birçok davanın daha sürdüğünü de belirtmek gerekir. Hakkında birçok cinsel taciz suçlamasının olduğunu da bunlara eklemek lazım. 

Zemmour’un daimî takıntısı: İslam ve Göçmenler  

Irkçılıktan ve kin ve düşmanlığa tahrikten birçok defa mahkûm olmuş, 1930 yılların ırkçı ve Yahudi düşmanı düşünceleri bugün güncelleştirerek Yahudi’nin yerine Müslümanı koyan, tarihi ırklar savaşı üzerinden okuyan birisinin, üstelik Aydınlanma çağı ve 1789 Büyük burjuva devrimini yasamış, XIX yüz yılda tam 5 halk devrimi geçirmiş, 1871’de tarihin ilk işçi ve emekçi iktidarı olan Paris Komününü kurmuş, İkinci dünya savaşında Naziler tarafından işgal edilmiş ve Nazilerin gerçekleştirdiği soykırımlarda sorumluluk üstelenmiş, savaştan sonra ülkenin ilerici güçleri sayesinde sınırlı bir sayıda kapitalist ülkede görülen demokratik ve sosyal bir cumhuriyet inşa etmiş, ırkçılığa karşı mücadeleyi, grev ve düşünce özgürlüğünü anayasasına geçirmiş bir Fransa’da yükselmesi nasıl açıklanır?  

Kuşkusuz bu sorunun cevabı tek olmadığı kadar birçok faktörün karışık bir şekilde iç içe geçmesiyle açıklanabilir. Her şeyden önce dünya çapında emperyalistler arası güçler dengesinde ciddi bir sarsılma ve yeniden yapılanma yaşanıyor ve Fransız devletinin giderek ‘’önder’’ bir emperyalist ülke statüsünü yitirerek ikincil bir konuma düştüğü giderek daha fazla görülür hale geliyor. Bu yeniden yapılanma ve güç kaybetmeyi tüm milliyetçi kesimler alet ederek “büyük ve güçlü bir Fransa” hayalini vaat ediyorlar. Fransa’nın Uluslararası alanda sözünün daha az dinlenir olması, ona karşı meydan okumaların daha da artması ve Avusturalya deniz altı gemi krizinde yaşandığı gibi ABD gibi müttefikler tarafından “burnunun sürtülmesi” gibi olaylar ise kamuoyunda “büyük ve güçlü Fransa” milliyetçi söylemlerinin etkisini arttırıyor.  

Fakat bu söylemleri tüm sağcı partiler dillendiriyor. Peki bu hayalden neden gelenekçi sağcı partiler değil de Zemmour gibi ‘’kafa tasçılar’’ güçleniyor? diye sorula bilinir. Bu sorunun birçok boyutu var. Birincisi merkez sağı temsil eden Cumhuriyetçiler (Les Républicains-LR)’de son yıllarda söylemlerini sertleştirerek daha fazla sağa kayan bir çizgi izledi. Örneğin 2017 Cumhurbaşkanlığı seçimlerini kazanması beklenen François Fillon aynı söylemleri öne sürerek Partisinin ön seçimini  kazanmış ve Cumhurbaşkanı adayı olmuştu. Fakat seçimlere kısa bir süre kala patlayan skandallar yüzünden beklenilen desteği alamamış ve elenmişti.

Bugün LR içinde gelecek Cumhurbaşkanlığı için adaylık yarışmasına katılanlara bakıldığında tümünün programı Fransa’yı güçlendirme teması üzerinden şekillendiği görülecektir. Fakat Fillon’un 2017 seçmen kitlesinin önemli bir kesimi Parti içi yaşanan sürtüşmelerden dolayı Macron gibi birisinin seçilmesi ve onlara 5 yıllık ‘’felaket bir dönem’’ yaşatmasından dolayı Partilerine karşı hala kızgın olmaya devam ediyorlar. Buna birde Macron’un başa gelmesi ve sağcı partiden birçok öndere başta Başbakanlık olmak üzere hükümette önemli bakanlıklar vermesi (Ekonomi Bakanlığı, İç İşleri bakanlığı vs..) yoluyla LR partisini zayıflatmasını da eklemek lazım.  

Aşırı sağcı Marine Le Pen ise bu süre içinde üzerindeki ırkçı etiketi atabilmek ve seçimlerin ikinci turunda sağcı partilerle ittifak yapabilmek için Partisinin adını değiştirmiş, babası Jean-Marie Le Pen’i partiden ihraç etmiş ve söylemlerini daha da ılımlı bir çizgiye çekme girişiminde bulunmuştur. Fakat farklı nedenlerden dolayı bir türlü hedefine ulaşamamıştır. Bu “merkez sağa yakınlaşma” sürecinde Parti içinden birçok kesim ayrılmış ve Marine Le Pen’in stratejisini açıktan eleştirmiştir. Marine Le Pen’in yeğeni ve eski Milletvekili Marion Marechal ve Parti’nin eski ikinci sıradaki önderi Florian Filippot bu eleştirilerin öne çıkan sadece iki ismidir. Kamuoyu yoklamalarında Zemmour’un oy potansiyeli % 16-17 düzeyinde ve bu kitlenin kim olduğuna bakıldığında neredeyse yarısının Fillon ve Le Pen’e 2017’de oy verenler olduğu görülecektir.  

İşte dünyadaki dengelerin sarsıldığı, Fransız emperyalizmin zayıfladığı sağcı ve aşırı sağcı partilerin ciddi iç sıkıntılar yaşandığı ve Macron’un da Fransız geleneksel sağcı-solcu bölünmesini ciddi oranda sarstığı koşullarda Eric Zammour gibi birisi onca göze batan söylemlerine karşın kendisini bir “alternatif” olarak sunabildi. Bunun gerçekleşmesinde basının belirleyici bir role sahip olduğunu belirtmek gerekir. Fakat bugünlerde özellikle de sol cenahta bolca söylendiğinin tersine Zemmour’u, yarın kendiliğinden patlayacak bir “basın köpüğü” olarak değerlendirmek olayları olağanüstü derecede basitleştirmektir. En azından bunun bugünden söylenmesi için hala çok erkendir. Zira Macron aday olduğunda da aynı söylemlerin öne sürüldüğünü hatırlamak yeterlidir. Hatırlanırsa Macron aday olduğunu açıkladığında kamuoyunda tanınmıyor, seçimleri kazandıracak bir parti aygıtı bile yok gibi söylemler sürekli öne sürülüyordu ve sonuçta 4 buçuk yıldır ülkeyi yönetiyor ve resmi olarak açıklama yapmamış olmasına karşın yeniden aday olacak ve seçilme ihtimali hiç de az değildir. İşte bundan dolayı Zemmour ülkenin ilerici güçlerinin dikkate alması gereken ciddi bir tehdittir.

Laisser un commentaire

Votre adresse e-mail ne sera pas publiée. Les champs obligatoires sont indiqués avec *