6 décembre 2021

Fransa'da Yaşam

La Vie en France (aylık fransızca ve türkçe gazete)

Sosyalist Sovyetlerde sağlık sistemi nasıldı?

İbrahim Balcı

Şu salgın günlerinde, Dünyada en çok sağlık konusu konuşuluyor.

İnsana ve sağlığına verilen değerin paragöz kapitalist koşullarda nasıl değersizleştiğini yaşayarak görüyoruz. 

En çok da kapitalizmin parıldayan yıldızı ABD de ve gelişmiş Avrupa merkezlerinde bu felaketlerin ve insani dramların yaşanması bir gerçeği bütün çıplaklığı ile gözler önüne serdi. 

Sermaye düzeninde insanın hiçbir değeri yokmuş gerçeği. 

Özelikle son 30 – 40 yıldır uygulanan neoliberal politikalar halk sağlığını tamamen bir kenara atmıştı.

Sağlık sektörü ve genel olarak halk sağlığı kapitalist şirketler için büyük bir kar ve kazanç kapısına dönüşmüştü. 

Sektör, trilyonluk sermayelerin döndüğü bir şirket gibi yönetilmeye, hastalar ve halk sağlığı ise dev bir müşteri pazarı olarak görülmeye başlandı. 

Başta sağlık emekçilerinin örgütlü ve mücadeleci kesimi olmak üzere, bu gidişata karşı mücadele eden emekçiler ve sosyalistler olduysada, sınırlı sayıdaki bu güç gidişatı durdurmaya yetmedi. 

Toplumun daha geniş bir kesimi ancak bu salgınla işin vahametini görmeye başladı. 

Sosyalist Sovyetlerde insan sağlığına verilen değer

Adaletin, eşitliğin ve bir bütün olarak insani değerlerin yaşanmış sosyalist pratiklerine dönüp bakalım o halde. 

 Yüz yıl önce 1917 de Rusya’da gerçekleşen Sovyet Sosyalist devrimiyle birlikte nasıl bir sağlık sistemi inşa edilmişti!

Bir gazete makalesine sığabildiği kadarıyla bazı başlıklarını gelin yeniden hatırlayalım. 

Devrim öncesi Rusya’sında, hayatın başka alanlarında olduğu gibi sağlık sistemi de sadece zenginlerin ve devlet yüksek bürokratlarının hizmetindeydi. 

Aslında bir sağlık sistemi de yoktu. 

Sadece, sınırlı sayıda hekimler, hastaneler ve klinikler vardı ve bunlardan ancak zenginler, yüksek aylıklı memurlar, subaylar ve bürokratlar hizmet alabiliyordu. 

Çünkü paralı ve pahalıydı. 

Aslında, sadece Çarlık Rusya’sında değil Dünyada ki tablo da aşağı yukarı böyleydi. 

Kısacası, bugünkü ABD’nin azgelişmiş hali gibiydi sağlık. 

Devrimin daha ilk haftasında yayınlanan bir kararnameyle, bütün Sovyet yurttaşları yeni sosyalist devletin sosyal güvenliği altına alındı. 

Artık ayrımsız herkes ücretsiz sağlık sigortasına sahipti. 

Dünyada bu bir ilkti. 

Fakat mevcut sağlık sistemi tüm yurttaşların ihtiyaçlarına cevap veremiyordu.

Birkaç ay içerisinde, yeni bir sağlık sisteminin inşa edilmesi için harekete geçildi, planlamalar yapıldı. 

18 Haziran 1918 de devrimci hekimler ve sağlık emekçileri öncülüğünde sağlık bakanlığı kuruldu. 

Bu da bir ilkti Dünyada. 

1922 ye gelindiğinde eldeki olanakların sınırları da zorlanarak, büyük fedakarlıklarla ülkenin en ücra köşelerine kadar ulaşabilecek bir sağlık sistemi örgütlenmişti. 

Bu da Dünyada ilkelerden biriydi.

Devrim öncesi 80 milyonluk Rusya’da sadece 26 bin hekim vardı. 

Dört bin kişiye bir hekim düşüyordu. 

1932 de bu sayı 72 bin hekime ulaşmış, bin kişiye bir hekim gibi dönemin en iyi oranlarına ulaşılmıştı. 

Aynı yıllarda binlerce hastane, sanatoryum, dispanser ve en ücra köylere bile sağlık ocakları yapılmıştı. 

Salgın hastalıklarla mücadelede düzenli ve önleyici aşılar yapıldı. 

Halkın temiz su ve sabuna, başka hijyenik ürünlere ulaşması sağlandı. 

Hijyen konusu başta olmak üzere salgınlarla mücadelede halkı bilgilendirme ve eğitme çalışmaları yaygın ve düzenli olarak yapıldı. 

Bu sayede salgınlardan kaynaklı kitlesel ölümler önlenebildi. 

Devrim öncesi doğum yapan annelerin binde 14 ve doğan her bin bebekten 280 bebek ölüyordu. 

1930 da bu oran, anne ölümlerinde binde bire, bebeklerde ise binde 35’e kadar düşürüldü. 

Devrim öncesi doğumların sadece yüzde yedisi hastanelerde yapılıyordu. 

Doğal olarak sadece zenginler bu şansa sahip olabiliyordu. 

1932 de, kurumlarda ve hastanelerde doğum oranı, kırsalda yüzde 25’lere, şehirlerde ise yüzde yüze ulaşmıştı. 

Sovyetlerde sağlık sistemi, hastalıkları ya da iş kazalarını beklemiyordu. 

Aksine, hastalıklara ve iş kazalarına karşı önleyici ön tedbirler alarak yaklaşıyorlardı. 

İş güvenliği yasaları çıkarılıyor, uygulamaları müfettişler tarafından düzenli denetleniyordu.

Tüm işyerlerinde, okullarda, köylerde düzenli sağlık kontrolleri ve taramaları yapılıyordu. 

Sosyalist Sovyetler insana verilen değerde ilklerin ülkesi oldu

Çalışma süresinin 8 saate düşürülmesinde ilk ülke. 

1936’da 7 saate, ağır iş kollarında ve hekimlik gibi bazı mesleklerde 6 saate kadar düşürülmesiyle de ilk ve tek ülke olarak kaldı. 

Kadınlarda 55, erkeklerde 60 yaş da emeklilik hakkında ilk ülke. 

Yıllık tatil hakkında ilk ülke. 

Hafta sonu iki gün dinlemede ilk ülke. 

Sağlık ve eğitimin ücretsiz olduğu ilk ülke. 

Tüm yurttaşların ücretsiz yararlandığı sağlık sistemi ve sağlık bakanlığının kurulmasında ilk ülke. 

İşçi sağlığı, iş güvenliği yasası ve uygulamasında ilk ülke. 

Çevre bilinci, hava kirliliğinde atmosferi koruma ve sera gazlarının ölçümü ve sınır konulmasında ilk ülke. 

Ağır sanayi ve işletmelerin yerleşim alanlarının dışında inşa edilmesinde ilk ülke. 

Hamilelik ve doğum izninde, kreş hakkı ve aileye çocuk parası ödemede ilk ülke. 

Sosyalist Sovyetlerdeki tüm bu uygulamalar DSÖ (Dünya Sağlık örgütü) ve ILO (Dünya çalışma örgütü) tarafından uygulanması gereken standartlar olarak Dünyaya örnek gösterildi. 

Ve kimi uygulamalar 1930’larda, birçoğu da ikinci dünya savaşından sonra Avrupa’da, ABD de ve başka ülkelerde uygulanmaya başlandı. 

Ne zamana kadar? 

Elbette 1980’lere kadar. 

Sermaye düzeni, Dünya emekçileri için iyi, kendisi için kötü olan bu örneği çökertmek için çok uğraştı. 

Gerek kapitalist Dünyanın ablukası, gerekse 1960’dan itibaren Sovyet yönetim kadrosundaki bürokratikleşme ve içten çürümeyi de fırsat bilen kapitalist dünya 1980’lerden itibaren neoliberal politikalara yönelerek vermek zorunda kaldıklarını geri alma hamlelerine girişti. 

Ve gelinen aşamada Dünyanın hali ortada. 

Sosyalist Sovyetler, 100 yıl öncesinin bilimsel, teknolojik üretim olanaklarıyla bunları başarabilmiş ise eğer, bugünkü olanaklarla neler başarılır varın siz hesaplayın. 

Sonuç olarak işçi sınıfı ve emekçiler çaresiz değildir. 

Yaşanmış böylesine muazzam zengin deneyimlere sahiptir. 

Sadece üreten kendisi ise yönetenin de kendisi olması gerektiği bilincine ve yeniden örgütlenip kendi gücünün farkına varmasına ihtiyaç var. 

Not: kaynak. Teori ve Eylem dergisinde yayınlanan uzunca bir makalenin verilerinden faydalanıldı. Tüm verilerin kaynakları o makalenin dip notunda mevcuttur. İsteyenler, Google dan « Sosyalist Sovyetlerde sağlık sistemi » diye yazıp makaleyi okuyabilirler. 

Laisser un commentaire

Votre adresse e-mail ne sera pas publiée. Les champs obligatoires sont indiqués avec *