6 décembre 2021

Fransa'da Yaşam

La Vie en France (aylık fransızca ve türkçe gazete)

Pandemi’den sinemaya

Fransa’da Yaşam

Tüm dünyanın sosyal ve ekonomik hareketliliğini durma noktasına getiren Covid-19 pandemisinin tarihi süreci içerisindeyiz. Bu süreçle birlikte, sekteye uğrayan üretim ve tüketim kaynaklı dünya ekonomisinin sonuçlarını bu günlerden öngörmek çok da zor olmasa gerek..

Çoğumuzun bu küresel krizin faturalarının her krizde olduğu gibi yine sermayeyi teyit geçip tüm dünya emekçilerinin sırtına bineceği konusunda hemfikir olduğumuz şu günlerde, hazır evlerimize kapanmışken yüzümüzü türk sinemasına çevirmek istedik. Yeşilçam sonrası büyük bir değişime giren türk sinemasını daha yakından tanımak için farklı ama ücretsiz olan internet sitelerinden ulaşabileceğiniz bazı filmleri derledik. Bu filmler birçok sinema severin daha önceden izlemiş olduğu filmler olsada bizler kendilerine -acaba ne izlesem- diye soran izleyicilere ulaşmak istedik. Bu filmleri derlerken filmlerin özgün ve hikayesi olan filmler olmasına dikkat etmeye çalıştık. Aşağıdaki listenin dışında kalan ama izlenmeye değer daha onlarca filmden bahsetmek mümkün. Bizler sadece ilk bakışta severek izleyeceğinizi düşündüğümüz bazı filmleri derlemeye çalıştık.
İyi seyirler…

Gelecek Uzun Sürer – Özcan Alper

Film İtalyan şair, yazar Cesare Pavese’nin bir cümlesinin peşinde koşmamızı ister; “Savaş birgün biterse kendimize şunu sormalıyız: Peki ya ölüleri ne yapacağız? Neden öldüler?”

Tepenin Ardı – Emin Alper

‘’Acaba yarattığımız düşmanlar zamanla gerçeğin kendisinden koparak tasarladığımız paralel bir gerçekliğin abartılı tezahürü olabilirler mi? Peki ya düşman gerçekten de düşman değilse; içerisindeki tüm nefreti büyük bir taşkınlıkla kusan zihnimizin karanlık odalarında dönüp duran, tüm kötülüklerin sorumlusu ilan ettiğimiz günah keçilerinin rahatsız edici yankısı mıdır aramızda sessiz sedasız dolaşan?

Sarmaşık – Tolga Karaçelik

https://www.youtube.com/watch?v=UrnzXX1qeJM&t=5s

“Direkler eğik, burnumuz batmış suya.
İnsan düşmanının sillesinden kaçar ya,
Soluğunu ensesinde duya duya.
Ve koşar başını hiç kaldırmadan,
Gemi öyle koştu, rüzgar öyle coştu.
Kaçtık güneye hiç durmadan.”

Ana Yurdu – Senem Tüzen

Uzun zaman önce bir filozof şöyle demiş: “Kafandaki düşünceye benziyorsun kardeşim.” Biz gerçeğimizi önce dille yaratırız. Dilim benim özgürlüğümdür. Bu sebepten doğru bulduğum gibi konuşmaya gayret ediyorum.

Sen Aydınlatırsın Geceyi – Onur Ünlü

Öyle ki, gökte iki tane güneşi, üç tane dolunayı bulunan bu sürreal evrende hiçbir karakter normal değil, iyilik ve kötülük birbirine karışmış, devler, uçanlar, zamanı durduranlar, gökten yağan taşlar, ölmeyenler, duvardan geçenler, gözünden kan gelenler, tam bir Salvador Dali çılgınlığı…

Sonbahar – Özcan Alper

Pencere pervazları, telefon kulübeleri, otel odaları, minibüsler, giderek açık alanlar, her yer onları kapatan birer hücreye dönüşüyor. Sonbahar, bir anlamda, sadece Yusuf için değil, herkes için açık bir cezaevine dönüşmüş olan hayatın hikâyesini anlatıyor.

Jin – Reha Erdem

https://www.youtube.com/watch?v=AVKwyITE_5g

.. kimi zaman oldukça güçlü kimi zamansa yalpalayan halleri ve mecburi birbaşınalığı ile şekillenen dramatik ögeleri fonda bir masal anlatısıyla yumuşatılarak düşünce dünyasını acının baskılayıcı etkisinden kurtarmak…

Zer – Kazim Öz

Kaç kuşak önceki travma, ne kadar kaçarsan kaç seninle birlikte devam ediyor. Bununla yüzleşmek durumundasın. Başka çaren yok.

Koca Dünya – Reha Erdem

https://www.youtube.com/watch?v=8_jZ5x8lzYI

…Karamsar ruhla buluşuyor. Gri bulutların altında puslu bir dünya yansıyor perdeden. Gençler, bu koskocaman dünyada yapayalnız ve geleceksiz…

Abluka – Emin Alper

Acayip bir kısır döngü ama bu döngü, bir oyun değil. Hayatlar kayıyor, mahalleler ablukaya alınıyor, hatta ülke yokuş aşağı gidiyor. Herkes de şiddeti az (kaygı) ya da çok (paranoya), olan biteni kendine göre yorumlayıp öküzün trene baktığı gibi olayları izliyor, sanki kendisinde hiç suç yokmuş gibi.

İşe Yarar Bir Şey

“Baktım rüzgârsın sen, baktım çamaşır ipini zorluyorsun. Hepimizin derdi güzel yaşlanmak sevgilim, baktım bir kitabın sayfalarını çeviriyorsun. Ayağına terlik giy, bildiğimiz şeylerin taşında yalınayak geziyorsun.”

Mutluluk – Abdullah Oğuz

– Niye kimse beni dinlemiyor ki, öldüm mü ben?

Tabutta Rövaşata, Derviş Zaim.

Şahit olma, gösterme, not düşme; bundan daha büyük bir şey olabilir mi? Işık tutuyorsun karanlığa… Bilinmeyen, görülmeyen, bilinme ihtimali olmayan tozlu bir köşeye el fenerini tutuyorsun ve onu mühürlüyorsun sinemayla.

İki Dil Bir Bavul – Orhan Eskiköy, Özgür Doğan

Hiçbir şey yok ya hiç bir şey yani! Ben tamam köye geleceğimin farkındaydım ama bu kadar kötü bir yer hayal etmemiştim. En azından suyum olur diyordum o bile yol yani!

Bu Son Olsun – Orçun Benli

Hayat ümit neşe dolu
Mutlu günler vaad ediyor
Sana yıllar ömür boyu
Ne yalnızlık ne de yalan üzmesin seni
Doğarken ağladı insan bu son olsun bu son
Doğarken ağladı insan bu son olsun bu son

Film üçlemesi – Cemal Şan

Dilber’in Sekiz günü
Ali’nin Sekiz günü
Zeynep’in 8 günü

Film üçlemesi – Semih Kaplanoğlu

Yumurta
Süt
Bal

Laisser un commentaire

Votre adresse e-mail ne sera pas publiée. Les champs obligatoires sont indiqués avec *