6 décembre 2021

Fransa'da Yaşam

La Vie en France (aylık fransızca ve türkçe gazete)

Emmanuel Macron için “winter is coming”

Bütün bir ömür boyu çalışmış emekçilere ya ölüme kadar çalışacaksınız ya da yaşanması imkansız olan bir emeklilik maaşına boyun eğeceksiniz deniliyor. Fakat “tarihe iz” bırakma peşinde koşan Macron 74 yıllık emeklilik sistemini tamamen alt-üst ediyor ve sonuçta emeklilik maaşı düşmeyen hiçbir meslek kalmayacak.

Deniz Uztopal

Emmanuel Macron, Mayıs 2017’de seçildiğinde ülkenin ilerici güçleri onu zenginlerin Cumhurbaşkanı lakabıyla tanıtıyorlardı. Seçilmişti, evet; ancak bunun nedeni karşısında demokratik güçler tarafından güçlü bir alternatif oluştulamaması ve aşırı sağcı Marine Le Pen’e karşı ikinci tura kalması, Macron’un “alternatifsizlikten” seçilmesine yol açmıştı. 

O günden bu yana, “demokratik olarak seçildim” ve “seçim programımda ne varsa onu uyguluyorum” söylemini sürekli öne çıkartarak bugüne kadar hiçbir devlet başkanının göze alamadığı “karşı reformları” teker teker meclis gündemine getirdi. 

Sermayeye kıyak emekçiye kesinti

Bir yandan milyonerlerin ödediği servet vergisi kaldırıldı, tekellerin şirket vergilerine devasa oranlarda muafiyet getirilirken, diğer yandan da her yıl milyarlarca euro tekrar üretime yatırım yapılır umuduyla, yani hiçbir denetine maruz kalmadan, tekellere tekrar dağıtıldı. Halkın payına ise işsizlik maaşları kesilmesi, öğrenci yurtlarının kiralarına zam, memurların maaşları dondurulması, asgari ücretin sadece enflasyon oranında yükseltilmesi, benzin, mazot, gaz, elektrik fiyatlarının artırılması ve belediyelerin bütçelerinin kesintiye uğratılması düştü. Anayasal bir hak olan gösteri hakkında eşi nadir görülür ihlaller yaşandı, toplanma ve yürüyüş haklarında ciddi kısıtlamalar yaşandı… 

Ya mezarda emeklilik ya da sefalet

Ve şimdi de emeklilik sistemi tamamen alt-üst ediliyor. Bütün bir ömür boyu çalışmış emekçilere ya ölüme kadar çalışacaksınız ya da yaşanması imkansız olan bir emeklilik maaşına boyun eğeceksiniz deniliyor. Fakat “tarihe iz” bırakma peşinde koşan Macron 74 yıllık emeklilik sistemini tamamen alt-üst ediyor ve sonuçta emeklilik maaşı düşmeyen hiçbir meslek kalmayacak. Dolayısıyla 5 Aralık gösterisine katılma çağrısı yapmayan meslek dalı neredeyse kalmadı. Avukatlar mı dersiniz, itfaiyeciler mi hatta gazeteci ve hakimler mi dersiniz… Geleneksel olarak bu tür gösterilerden uzak olan meslek dalları dahi gösterilere katılma çağrısı yaptı. İşçi sınıfının en örgütlü olduğu devlet demir yolları ve enerji sektöründe çalışan işçiler mücadelenin lokomotifi duruma geldiler. Fakat öğretmenler, hastane personeli, gıda sektörlerinde ve hizmet sektöründe çalışanlar emekçiler de mücadalede ön sıralarda yerlerini aldıları. Ülke düzeyinde bir buçuk milyon işçi-emekçi sokaklara indi ve Macron’a karşı öfkesini haykırdı. 

Hükümetten çelişkili açıklamalar

Hükümet ise bir haftadır ne yapacağını adete şaşırmış ve birbiriyle çelişkili açıklamalar yapılıyor. Zira herkesin aklında dönemin başbakanı Alain Juppe’yi istifa etmek zorunda bırakan ve dünya çapında yürürlüğe konulan neoliberal politikaların bir parçası olan saldırıları püskürten 1995 eylemleri var. Kuşkusuz iki hareket arasında önemli farklılıklar ve bunların başında da işçi sınıfının örgütlülük düzeyindeki gerileme var. Ancak, bunun karşısında toplumunun büyük oranda desteklediği bir mücadele sürüyor (kamuoyu yoklamalarında toplumun yüzde 70’i süresiz bir genel grevi desteklediğini açıklıyor ve sendikaların mücadelesinin haklı olduğunu belirtiyor). 

İşçiden esiyor yel

Fakat sadece bu değil. Son yıllardaki birçok direniş başarıyla sonuçlanmamış, yapılan saldırılar püskürtülememiş ancak buna rağmen mücadelenin ateşi-öfkesi de hala sönmemiş durumda. Her an güçlü bir rüzgâr daha sönmemiş bir közleri alevlendirebilir ve aslında hükümeti bu kadar tedirgin eden de budur. Sendikaların sadece kendi üyeleriyle yürüteceği mücadelesinin başarıyla sonuçlanmasını kimse beklemiyor, sendikalar da bunun farkında. Örneğin geçen ay bir tren kazası sonucunda makinistin yaralanması ve kendisine yardım edecek kimsenin olmamasından dolayı demir yolu işçileri sendikalardan bağımsız olarak iş bırakma kararı almış ve hükümetin onca tehdidine rağmen 3 gün içinde yönetime diz çöktürtebilmişlerdi. Keza hızlı tren hattında bulunan garaj ve tamir merkezi Chatillon’da çalışan işçiler de kendilerine dayatılan çalışma koşullarına karşı sendikaları aşan bir genel greve gitmiş ve 2 gün içinde kendilerine dayatılan sözleşmeyi yırtıp çöpe atmışlardı. 

Direnişle örülü bir yıl

Hastanelerde hemşireler başta olmak üzere tüm sağlık emekçileri 8 aydır grevdeler. Hükümet yanan ateşi söndürebilmek için başka sektörlerin bütçesinden keserek hastanelerin kasasını doldurma vaadi vermiş olmasına rağmen bu yeterli olmamıştır. Öğretmenler yaz tatilinden önce haftalarca grev yapmış onca tehditlere rağmen lise bitirme sınavlarını engelleme tehdidinde bulunmuş ve sınavların ilk günü grev yapmışlardı. Öğrencilerin geçen yıl sürdürdükleri mücadele daha başındayken eşi nadir görülmüş bir baskıyla karşılaştı. Ve sarı yelekliler… Bir yılı geçmiş olmasına rağmen hala cılız bir şekilde mücadeleye devam ediyor. Düne kadar sendikalardan uzak duran binlerce emekçi bugün açıktan sendikaların yaptıkları mücadele güçlerine güçlü ve aktif bir şekilde katılma çağrısında bulunuyorlar. 

Hükümetin derin korkusu: Emekçilerin Birliği

İşte hükümetin korkusu tüm bu öfkelerin birlikte mücadeleye dönüşmesi. Perşembe günü gerçekleşen ve grevde olan işçilerin her gün toplanarak oylama sonucu devam ettirdiği genel grev şu soğuk kış günlerinde ortalığı ısıttı. Hükümet şimdilik dik duruyor ve polis baskısıyla “reformun” da kararlı olduğunu belirtiyor. Ama yapılan açıklamalar hükümetin ne kadar tedirgin olduğunu da gösteriyor. Güçler dengesinde bir değişikliğin olduğu ve Macron’un saldırılarının bu sefer geri püskürtülebilineceği duygusu işçi sınıfı içinde güçlenmeye başladı ve bununla birlikte mücadeleye katılma isteği de arttı. 5 Aralık’ta gerçekleşen genel grev ve devam eden mücadeleler, Macron için yakıcı bir kışın geçeceğinin işaretidir. Herkesin dilinde ve hafızalarında 1995 genel grevlerinin olması hiçte tesadüf değildir. 

Laisser un commentaire

Votre adresse e-mail ne sera pas publiée. Les champs obligatoires sont indiqués avec *